İstanbul’un Dünyaya Açılan Kapısı; Ataköy marina…

İstanbul’un Dünyaya Açılan Kapısı; Ataköy Marina…

“Zaferi, denizi kontrol altında tutan, ihtiyacı olan şeyi, ihtiyacı olduğu zaman, istediği yere ulaştırabilen ülke kazanır” demiş Mustafa Kemal Atatürk.

İstanbul’un en önemli ve 5 altın çıpa ödüllü ilk marinası olan Ataköy Marina’ dayım. Enerjisiyle, tecrübesiyle, projeleriyle adından söz ettiren, Ataköy Marina’nın Genel Müdürü, ismi gibi parlayan değerli iş insanı Süheyl Demirtaş ile oldukça keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.Lokasyonu ve denizle iç içe bulunan mekanları ile uluslararası standartlara sahip en seçkin marinalardan birisi olan Ataköy Marina’ da hayata geçirilen ve geçirilecek olan projeler beni hem heyecanlandırdı hem de gururlandırdı. Dünyanın en özel ve prestijli  marinalarından birine sahip olmamızın yanında, çok özel bir tarihte tamamlanacak olması da ayrıca gurur verici…

Süheyl Demirtaş,1962 İstanbul doğumlu. Deniz Harp Okulu mezunu. 4 yıl harp okulu, 25 yıl subaylık olmak üzere çok keyifli bir deniz kuvvetleri geçmişi var. Çok erken yaşta kurmay subay olmuş. Amerika Birleşik Devletleri Deniz Kurmay Kolejinden mezun. 3 yıl İtalya’da NATO görevi yapmış. Gerisini kendisinden dinleyelim;

Bu görevler sırasında dünyayı görme fırsatım oldu.İnsan hayatının çok değerli olduğuna, tek başına hiç kimseye, hiçbir kuruma yaşam boyu adanmayacak kadar değerli olduğuna inanıyorum. Bu yüzden de kafamda hep ikinci bir kariyer, özel sektör, sivil hayat vardı. İyi ki de varmış. Geriye dönüp baktığımda çok doğru ve yerinde bir karar verdiğimi görüyorum.2008 yılında Kurmay Albayken Deniz Kuvvetlerinden ayrıldım. Bir  Kıran Holding kuruluşu olan Tuzla Shipyard’da  iş geliştirmeden sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı, Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri  Birliği  (GİSBİR) Genel Sekreterliği  görevlerinde bulundum. Sonrasında, Tuzla Aydınlı Koyu’nda mevcut 50 ‘nin üzerinde tersaneye pilotaj, römorkajı sağlayan GİSAŞ Gemi İnşa Sanayi A.Ş ‘de  profesyonel olarak 3 yıl Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptım. Dönem içerisinde minik bir hissedarlığım da oldu. Sonrasında da denizciliğimizin bir parçası olan DATİ Yatırım Holding’de Ataköy Marina Genel Müdürlüğü teklif edildi.
Yaklaşık 1,5 yıldır buradayım. Çok keyif alıyorum. Denizciliğin sivil tarafı birikimimi sahaya yansıtabileceğim en iyi marketti bence… Denizi, denizciliği seviyorum. Çok iyi dostluklar edindim. Hakikaten çok ayrı bir dünya denizcilik… Ben de bu ailenin bir parçası olmaktan gurur duyuyorum.
Ataköy Marina ve Mega Yat Limanı hakkında bilgi verebilir misiniz ?

Ataköy Marina, İstanbul Boğazının Güney çıkışında yer alan ve kıtaları ,kültürleri ve medeniyetleri birleştiren gizemli ve modern şehir İstanbul’un denize açılan kapısı konumundadır.

Marinamız  The Yacht Harbour Association tarafından ‘’Beş Altın Çıpa’’ ile ödüllendirilmiş Türkiye’deki ilk marina olma özelliğine sahiptir.
Ayrıca  FFE(Avrupa Çevre Eğitim Kurumu) tarafından ‘’Mavi Bayrak’’ ödülü de verilmiştir.

ATATÜRK Hava limanı başta olmak üzere, Avrasya tüneli ve bir çok   deniz ve kara ulaşım aracına yakınlığı dolayısıyla büyük bir lokasyon avantajına sahip olan Ataköy Marina bünyesinde Mayıs 2017 tarihinde faaliyete geçen   Mega Yat Limanı  ile birlikte Türk denizciliği adına büyük bir adım atılmış ve  tekne boylarına bağlı olarak toplam 1000 ‘in üzerinde tekneye denizde bağlama yeri

sağlayabilecek kapasiteye ulaşılmıştır.
Ataköy Marina olarak, 25 metreden 100 metreye kadar uzunluktaki 232 Mega Yat’a aynı anda ev sahipliği yapma kapasitesine haiz ilk Mega Yat limanını Türkiye’ye kazandırmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Mega Yat Limanı ile pek çok, özel yapım seçkin tekne artık rahatlıkla İstanbul’a uğrayabilecek. Liman sayesinde bu özel tekneler kış aylarını da İstanbul’da geçirme imkanına kavuşurken, her türlü bakım ve onarımını burada yaptırabilecektir.
Ayrıca, mendirek üzerinde herkese açık olan  1.5 km. uzunluğunda bir yürüyüş ve bisiklet yolu da yapılarak halkımızın  deniz ile kucaklaşması sağlanmıştır.
Ataköy Marina’ ya yeni bir enerji ve değişim getirdiniz. Marina hem hizmetleri hem de lokasyon açısından ne gibi avantajlar sunuyor ziyaretçilerine?

Ataköy Marina bir marinadan çok daha ötesini sunuyor. 24 saat yaşayan bir kampüs. Oteli, alışveriş merkezi, kafeleri ile bir cazibe merkezi. Çok ciddi bir lokasyon avantajımız var bizim. Atatürk Havalimanı 8 kilometre mesafede. Tarihi yarımadaya, arabayla 15-20 dakikada ulaşmanız mümkün. Kazlıçeşme’ye kadar gelen Marmaray şehrin iki yakasını birleştiriyor. Bakırköy metro istasyonu, marina alanı içinde yer alan Sheraton’ın önünde inşa halinde. Bunların yanı sıra denizdeki lokasyonumuz da önemli avantajlar sunuyor. Buradan hem Adalar, hem de Boğaz çok yakın.

Tüm bu avantajlara bağlı olarak önemli de bir müşteri portföyüne sahibiz. Gelenekselleşmiş bir müşteri kitlemiz var. 35 yıllık müşterimiz var mesela bizim. Babadan oğula, toruna geçen bir gelenek.

Yani ziyaretçileriniz 24 saat hizmet alabiliyor…

Burası 24 saat yaşayan bir yer olduğu için sürekli teknede yaşayanlar da var. Ama özellikle yaz aylarını tamamen teknede geçiren ciddi bir müşteri kitlemiz var. Burada sabah çocuğunu okula götüren anneler görebilirsiniz. Hafta sonları, akşamları ciddi bir ilgi var. Diğer taraftan bizim müşteri kitlemiz yakın bölgelerde oturanlardan oluşuyor. Geçmişte de böyleydi, bugün de böyle. Ataköy’de, Bakırköy’de, Zeytinburnu’nda, Bahçelievler’de, Yeşilköy’de, Yeşilyurt’ta oturanlar geliyor. Zaten o belirliyor marina seçimini de. Bağdat Caddesi’nde oturan bir tekne sahibi de Kalamış’ı tercih ediyor doğal olarak.

Marina sektöründe müşteri memnuniyetinin farklı bir önemi olsa gerek…

Burası farklı bir alan elbette; “Pleasure” sektörü. Burada hiçbir şey ters gitmeyecek. %99 başarı, başarısızlıktır marinacılıkta. Çünkü insanlar ciddi yatırımlar yapıyorlar. Bir tekne sahibi olmanın bedeli var; tekneyi alıyorsunuz, marinayı kiralıyorsunuz, bakımı var, kaptanı var, yakıtı var…

Bizim de elbette mükemmel hizmeti sunmamız gerekiyor. Buraya, restoranlara eşiyle, dostuyla, sevdikleriyle gelenler de keyif almaya geliyorlar. Bizim için keyifli olan ise insanların nefes almaya geldiği bir yerde mesai yapıyor olmak. O hakikaten çok farklı bir duygu.

Ataköy Marina’ yı diğer marinalardan farklı kılan büyük projede neler bekliyor bizi?

Bakanlar Kurulu kararıyla 1989 yılında Türkiye’nin ilk turizm merkezi olarak planlanan ve DATİ Yatırım Holding A.Ş. tarafından hayata geçirilen İstanbul Turizm Merkezi (İTM) tamamlandığında, dünyanın bence en güzel şehri olan  İstanbulumuza büyük katkı sağlayacaktır.

İstanbul Ataköy sahilinde yaklaşık 500 bin m2 alan üzerinde geliştirilen projede, yeşille kucaklaşan mimarisi, marinaları, otelleri, çok amaçlı kongre merkezi, fuar alanları, tiyatro ve sinema salonları, rezidansları, çocuk ve gençler için eğlence alanları, konser ve aktivite meydanları, semt pazarı, sanat ve sergi alanları, ibadethaneleri, temalı şehir ormanı, açık ve kapalı spor alanları, yüzme havuzları, yeşil alana dönüştürülmüş mendirek üzerinde 3 km’lik yürüyüş ve bisiklet parkuru, birbirinden ünlü markaların yer alacağı mağazalar, restoran ve kafeler ile kentin yeni yaşam ve eğlence merkezi olacaktır.

Projelerinizin tamamlanma tarihi oldukça anlamlı ve özel, bu bir tesadüf müdür? 

Kesinlikle tesadüf değil DATİ Yatırım Holding A.Ş olarak amacımız hepimize gurur ve heyecan veren bu projenin 29 EKİM 2023’te tamamlanmasıdır.

Megayat pazarı hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Ataköy Marina bu pazarın neresinde olacak?

Mega Yat Limanı ile  birlikte farklı bir pazarlama ve odaklanma politikası geliştirmemiz gerekiyordu. Çünkü mega yat pazarında dünyada oturmuş bir müşteri potansiyeli var. Marinamız da hep yüzde 80’ler ve üzerinde dolu olmuştur. Mega yat tarafımızla markete, arz talep dengesine etki edecek bir potansiyel sunduğumuza inanıyoruz. Öte yandan mega yat dünyada kısıtlı bir pazar. Yani bahsettiğimiz rakam 7 veya 8 bin civarı bir teknedir. Ancak bizim mega yat konusunda odaklandığımız iki ana hedef pazarımız var; Rusya ve Arap yarımadası. Bu iki market hem lokasyon olarak bize yakınlar hem de kültürel olarak. Ayrıca bu iki ana market, günümüz turizmine baktığımızda en önemli iki turist kaynağımızı oluşturuyor ve ciddi de bir mega yat filosuna sahipler. Pazarladığımız materyal de çok değerli. İstanbul gibi tarihi bir mirasın üzerindeyiz. Hem İstanbul’un hem marinamızın cazibesini kullanarak hem de kışlayacakları şekilde bir paket sunarak pazarlama faaliyetlerimizi yürütüyoruz.

Denizcilik geçmişiniz? Marinacılıkta Türkiye’ nin dünyadaki yeri nedir ?

Daha öncede belirttiğim gibi yaklaşık 35 yıldır sadece denizcilik ve denizcilikle ilgili işim oldu ayrıca lisanslı yatçı ve yelkenciyim denizi çok seviyorum.

Her zaman “deniz uzatılan eli hiçbir zaman geri çevirmez” demişimdir.  Deniz çok nimetlidir çok verimlidir. Kaynağı sonsuz. Dünyada taşımacılığın yüzde 95’i deniz yoluyla yapılır. Yani dünyada ticaret hacmi artıyorsa bu önce denizciliğe yansır. Denizcilik uluslararası bir sektördür. Kuralları uluslararası. Dünyada kabul görmüş normlara uymak ve uygulamak zorundasınız.Bu çok büyük bir avantaj.Yani dünyaya entegredir denizcilik sektörü.
Başka türlü olması düşünülemez. O yüzden denizcilerin çok farklı bir bakış açıları vardır.

Dünyada  yatçılık bölgeleri Akdeniz ve Karayipler odaklı olarak gelişim göstermiş. Bu iki bölgede yoğunlaşıyor. Bağlama yeri sayılarına baktığımızda ise dünyada 3 milyon civarında bir bağlama yeri var. Bunun 1 milyon 800’ü Kuzey Amerika’da, 600 bini Akdeniz’de, 300 bini Atlantik ve Kuzey Denizi’nde, 200 bini Uzakdoğu ve Avustralya’da…Yani Akdeniz çok önemli bir çanak. Neredeyse dünyada 4 tekneden birinin bağlandığı yer. O yüzden bizim mega yat limanımız bu yatırım ve lokasyonuyla Akdeniz’de önemli bir oyuncu olma yolunda. Ancak bağlama yeri ve marina konusunda ilk grup ülkeler var. Bunlar premier group olarak geçiyor. Bunlar Fransa, İtalya ve İspanya. Listede Fransa bir numarada. Kıyı uzunluğu 4 bin 668 km. Bizimki 8 bin 333. Yani Türkiye kıyı uzunluğunda Fransa’nın neredeyse iki katı. Fransa’da 370 marina var bizde 75 marina var. Fransa’nın bağlama kapasitesi 180 bin bizim 18 bin 400. Yani kıyı uzunluğumuz iki katı ama bağlama kapasitemiz 10 da 1’i, marina sayımız 5’te 1’i. Aradaki uçurum inanılmaz.  Bizim adımıza üzücü bir durum bu.

Nüfusla orantılı olarak kişi başına düşen tekne sayılarına bakarsak daha dramatik bir tablo çıkıyor ortaya. Bunlar uluslararası bir araştırmanın raporları. Türkiye’de 2 bin kişiye bir tekne düşüyor. Bu konuda lider ülkelerse Norveç, Finlandiya, İsveç ve Danimarka. Norveç’te 6 buçuk kişiye, Finlandiya’da 7 kişiye, İsveç’te 8 kişiye bir tekne düşüyor. Hadi bunlar Vikingler. Hiç denize kıyısı olmayan Avusturya ve İsviçre’de bile bizden fazla bu oran. Denize sahile olmayan İsviçre’de 73 kişiye, Avusturya’da 293 kişiye bir tekne düşüyor. Neredeyse bizim on katımız ki bizim ülkemizin iklim şartları balıkçılığa daha elverişli çünkü İskandinavya’da bu işi çok daha sert bir iklimde yapıyorlar.

Mega yat kısmına dönersek bu farklı bir dünya. 30 metrenin üstündeki süper yatlara mega yat, 90 metre üstüne de giga yat tera yat deniyor.  Ama 30 üstü hepsi mega yat tanımına giriyor. Şu anda dünyanın en büyük mega yatı Suudi Arabistan kraliyet ailesine ait olan Azzam yatıdır. İnşası Almanya’da yapıldı. Bu yatın bir günlük bağlaması 8 metrelik bir yatın yıllık bağlamasına eşit. Azzam’ın yıllık bağlaması ise 30 tane 12 metrelik yatın bağlamasına denk geliyor.  Mega yatların sadece akaryakıt alımları  milyonlarla ifade ediliyor. Bir de bu mega yatın charter pazarı var. Yani mega yata sahip olmak yerine kiralayanlar da var. Burada dünyadaki 5.8 milyar dolarlık bir pazardan bahsediyoruz. Haftalık kiralamaları da 500 bin ila 1 milyon 300 bin dolar arasında değişiyor. Artı yüzde 20-30 oranındaki masraf, konaklama giriş çıkış vs. ücretleri de kiralama bedeline dahil değil. Bizim üzerine eğildiğimiz bir konu da bu charter pazarı. Özellikle Monako çanağında bu şekilde hizmet sunan yat management şirketleri var. Onlarla birebir irtibattayız. Dünyada mega yat artan bir trendde devam ediyor. Ama kısıtlı bir market.

Sporun hayatınızdaki önemini sohbetimizde birçok kez dile getirdiniz, benim de oldukça hassas olduğum bu konuda özellikle hareket etmeyen teknoloji esiri gençlere ve çocuklarını spora yönlendirmeyen ailelere tavsiyeleriniz neler? 

Lise sıralarından beri düzenli spor yapıyorum haftada minimum 3-4 gün , bir yaşam tarzı ve gereklilik olarak görüyorum. Spor alışkanlığının  önce ailede sonra okullarda çocuklarımıza gençlerimize aşılanmasını sağlamanın onları bu yönde motive etmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum siz spor yaparsanız düzenli olarak bu sizin çocuklarınıza da yansıyor kesinlikle, bugüne kadar yurtiçi yurtdışı tüm seyahatlerimde spor malzemelerimi hep yanımda taşıdım ve dünyanın neredeyse her köşesinde koştum yürüdüm. İş yoğunluğundan aksattığım zaman da inanın kendimi gergin hissediyorum.
Hayata dair örnek alınacak cümleleriniz var. Bunlardan en dikkatimi çeken cümle “know yourself, know your enemy”… Bu cümle bize ne mesaj veriyor, sizin favori cümleniz hangisi?

Çinli filozof Sun-Tzu’nun günümüzden 2.500 yıl önce yazdığı “Savaş Sanatı” adlı eserde yer alır bu cümle”Kendini tanıyan ama düşmanını tanımayan, yenilmeye mahkumdur.
Düşmanını tanıyan, ama kendini tanımayan, yenilmeye mahkumdur.
Ne kendini , ne de düşmanını tanımayan ise hezimete mahkumdur.
Hem kendini, hem de düşmanını TANIYAN, mutlak zafere ulaşacaktır.”Bu evrensel eser 13 bölümde toplanmış 384 savaş teorisinden oluşmaktadır.
Ancak bu teorilere temel olan ilkeler yüzyıllardır savaş alanında olduğu kadar ekonomi ve politika alanlarında da liderlere yol göstermektedir. “Savaş Sanatı” strateji konusundaki en önemli kitaplardan birisidir.. Sun-Tzu o derece günceldir ki, dünyanın bütün askeri akademilerinde her yıl sayısız seminer ve tez konusu olmaktadır.Favori cümlem sanırım “Benim için hayat matematiktir”. Elbette insanız duygularımız var ancak hayata yönelik major kararlarımın hiçbirini duygularımla vermedim ve bu yüzden başarılı olduğuma inanıyorum. Hayatta major kararlarını duygularıyla verenlerin de sonunun büyük bir oranla hüsranla sonuçlandığını gördüm.

Bir diğeride herkesin kendi hayatındaki en değerli kişi olmasıdır çünkü insan fizyolojik ve psikolojik ne kadar sağlıklı  ve huzurlu olur ise o kadar iyi evlat, o kadar iyi baba, o kadar iyi eş, kardeş, dost vb olabilir. Birey olarak mutlu olamaz iseniz toplumsal bir varlık olarak çevrenize nasıl mutluluk verebilirsiniz ??

Gelelim sosyal sorumluluk projelerinize. Bu konuda oldukça hassas olduğunuzu biliyorum. En güzel örneklerinden biri de, Siirt’ te amatör sporculara yaptığınız malzeme yardımları… Herkese örnek teşkil etmesi adına sizden dinleyebilir miyiz ayrıntılarını?

Evet yaklaşık beş yıl önce Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri  Birliğimiz tarafından benim Genel Sekreter  olduğum dönemde başlayan ve halen de devam eden çabalarımız oldu. Benim de köklerimin dayandığı Siirt’te bir ilkokulumuza giyecek, kitap, bilgisayar ve devamında okulun atletizm takıyla başlayıp il atletizm takımlarına malzeme konusunda destekler sağlandı. O gün başlayan yolculukta bir kızımız krosta Dünya ikincisi,bir oğlumuz Dünya üçüncüsü bir oğlumuzda Balkan ikincisi oldu  oldu halen milli sporcularımız olarak yarışıyorlar. Gerçekten duygulandırıcı ve gurur verici.

Hayata ve denize dair harika bilgiler için çok teşekkür ediyorum. Son olarak eklemek istedikleriniz ?

Herkesin bir yaşama tutunma şekli var beni de hayata bağlayan şeylerin, çalışmak başarmak ve bulunduğum ortama katma değer yaratmak olduğuna inanıyorum ve Allah sağlık verdiği sürece de bu yaşam tarzımı sürdürmek istiyorum.

Bu keyifli sohbet için teşekkür ediyorum iyi ki geldiniz hoş geldiniz.

Üreterek, hayata karışarak, insanların hayatlarına dokunarak varlığımızın anlamını hissederiz. Kötü bir fırtınada da olsan ufukta hala güneşi görebilirsin. Derler ki; zaman ve gelgit kimseyi beklemez. Üretmekten, örnek insan olmaktan asla vazgeçme…

PINAR TOK

http://pinarstyle.blogspot.com.tr